Sahte Yetki, Sözde Yapılanma ve Üniversite Adını Kullanarak Yanıltıcı Girişimlere Karşı Hukuki Uyarı

 

Sahte Yetki, Sözde Yapılanma ve Üniversite Adını Kullanarak Yanıltıcı Girişimlere Karşı Hukuki Uyarı

Sahte Yetki, Sözde Yapılanma ve Üniversite Adını Kullanarak Yanıltıcı Girişimlere Karşı Hukuki Uyarı

St Clements University’nin Türkiye bağlantılı akademik, idari, doğrulama ve kurumsal iletişim süreçlerine ilişkin Rektörlük yetki yazısı kamuoyu bakımından önemli bir açıklık getirmiştir. Bu yetki yazısında Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in Türkiye’de üniversite adına kurumsal temsil, kamu kurumlarıyla iletişim, öğrenci ve mezun doğrulama, diploma ve transkript teyidi, kayıt geçmişi inceleme, kurumsal açıklama ve üniversitenin akademik-idari menfaatlerini koruma konularında yetkilendirildiği belirtilmiştir.

Bu açık yetki çerçevesine rağmen, son dönemde bazı kişi veya grupların, üniversitenin Türkiye’deki temsil düzenini geçersiz göstermeye, Türkiye bağlantılı kampüs ve kurum faaliyetlerini itibarsızlaştırmaya, mevcut resmî internet sitelerini kapattırmakla tehdit etmeye, sahte veya tartışmalı yetki belgeleriyle yeni bir yapılanma oluşturma izlenimi vermeye ve öğrencileri veya adayları yanıltmaya yönelik söylem ve girişimlerde bulunduğu yönünde ciddi bilgiler değerlendirmeye alınmıştır.

Bu haber, herhangi bir kişiyi hedef göstermek amacıyla değil; üniversitenin kurumsal adını, akademik itibarını, öğrencilerin haklarını, mezunların diploma güvenilirliğini, resmî temsil düzenini ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini korumak amacıyla hazırlanmıştır.

Üniversite Adı Üzerinden Sözde Yapılanma Teşebbüsü Hafife Alınacak Bir Konu Değildir

Bir üniversitenin adı, geçmişi, kurumsal yapısı, akademik itibarı, diploma doğrulama düzeni, temsil yetkisi ve resmî iletişim kanalları kişisel çıkar, haksız yönlendirme veya rakip yapı oluşturma amacıyla kullanılamaz.

Herhangi bir kişi veya grubun, aynı veya benzer üniversite adı altında sözde yeni bir yapılanma kurmaya çalışması, uzaktan veya sahte yetkilendirme belgeleriyle kendisine temsil sıfatı üretmesi, mevcut Türkiye faaliyetlerini “geçersiz” göstermesi, resmî yetkili makamı öğrenciler ve adaylar nezdinde itibarsızlaştırması veya mevcut resmî sitelerin kapattırılacağını söylemesi; yalnızca etik dışı bir davranış değildir.

Bu tür girişimler, somut delillerin niteliğine göre Türkiye Cumhuriyeti hukuku, İsviçre hukuku ve uluslararası akademik etik ilkeleri bakımından ciddi hukuki sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Özellikle şu fiiller ağır biçimde değerlendirmeye alınabilir:

  1. Üniversitenin adını veya benzer adını kullanarak karışıklık yaratmak.
  2. Sahte, yanıltıcı veya yetkisiz temsil belgesi düzenlemek veya kullanmak.
  3. Öğrenci adaylarını mevcut yetkili temsil düzeninden uzaklaştırmaya çalışmak.
  4. “Türkiye kampüsleri geçersizdir” gibi doğruluğu ispatlanmamış iddialarla kamuoyu oluşturmak.
  5. Resmî internet sitelerini haksız şikâyetlerle kapattırmaya çalışmak.
  6. Üniversitenin mevcut faaliyetlerini yok sayarak alternatif ve sözde bir akademik yapı kurmak.
  7. Yetkili temsilciyi öğrenciler ve adaylar nezdinde geçersiz göstermeye çalışmak.
  8. Üniversite adına kayıt, ödeme, diploma, transkript veya mezuniyet yönlendirmesi yapmak.
  9. Sahte belge veya sahte yetkiyle kamu kurumlarını, öğrencileri veya üçüncü kişileri yanıltmak.
  10. Kurumsal itibar, ticari itibar, akademik itibar ve kişilik haklarına saldırmak.

Bu fiillerin her biri, somut delillere göre ayrı ayrı savcılık, hukuk mahkemesi, ihtiyati tedbir, haksız rekabet, sahtecilik, dolandırıcılık, kişilik hakkı ihlali, marka/kurum adı koruması ve uluslararası başvuru konusu yapılabilir.

Türkiye Cumhuriyeti Hukuku Bakımından Muhtemel Suç ve Sorumluluklar

Türkiye Cumhuriyeti hukukunda böyle bir girişim yalnızca “görüş açıklaması” olarak değerlendirilemez. Eğer ortada sahte yetki, yanıltıcı temsil, karalama, haksız site kapattırma teşebbüsü, öğrencileri başka bir yapıya yönlendirme veya üniversite adını kötüye kullanma varsa, birden fazla hukuk ve ceza normu gündeme gelebilir.

1. Resmî veya Özel Belgede Sahtecilik

Eğer bir kişi veya grup, üniversite adına sahte yetki belgesi, sahte temsil yazısı, sahte akademik belge, sahte kayıt belgesi, sahte diploma veya yanıltıcı kurumsal evrak düzenlerse; bu durum Türk Ceza Kanunu bakımından belge sahteciliği hükümleri çerçevesinde incelenebilir.

Türk Ceza Kanunu m.204 resmî belgede sahtecilik suçunu düzenler. Bir resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması ciddi ceza sorumluluğu doğurabilir.

Türk Ceza Kanunu m.207 ise özel belgede sahtecilik suçunu düzenler. Bir özel belgenin sahte düzenlenmesi veya gerçek bir özel belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilerek kullanılması hâlinde ceza sorumluluğu gündeme gelebilir.

Üniversite adına sahte yetki yazısı, sahte temsil belgesi, sahte öğrenci kaydı, sahte ödeme yönlendirmesi veya sahte akademik açıklama yapılması, belgenin niteliğine göre bu maddeler çerçevesinde değerlendirilir.

Bu nedenle, “uzaktan yetki aldık”, “başka bir merkezden yetkilendirildik”, “mevcut temsil geçersizdir” veya “artık öğrenciler bizimle işlem yapacak” şeklindeki iddialar belgeye dayandırılıyorsa, bu belgelerin gerçekliği, kaynağı, imzası, düzenleyen makamı ve üniversite kayıtlarıyla uyumu mutlaka incelenir.

Sahte belge kullanımı, kişilere yalnızca akademik değil, ceza hukuku bakımından da ağır sorumluluk yükleyebilir.

2. Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık

Bir kişi veya grup, üniversite adı, akademik yetki, diploma vaadi, öğrenci kaydı, kampüs iddiası veya temsil sıfatı kullanarak öğrencilerden, adaylardan veya üçüncü kişilerden para toplarsa; bu durum Türk Ceza Kanunu m.157 kapsamında dolandırıcılık, şartlarına göre TCK m.158 kapsamında nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilebilir.

Özellikle akademik kurum adı, eğitim vaadi, diploma vaadi, resmî temsil izlenimi veya sahte kurumsal görüntü kullanılarak menfaat elde edilmesi, somut olayın niteliğine göre ağırlaştırıcı değerlendirmelere yol açabilir.

Bir kişi gerçek yetkisi olmadığı hâlde kendisini üniversite temsilcisi, kayıt yetkilisi, diploma sorumlusu, kampüs yöneticisi veya akademik temsilci gibi gösterirse; öğrencileri veya aileleri yanıltarak ödeme alırsa; mevcut yetkili temsil makamını geçersiz göstererek kendisine menfaat sağlarsa, bu eylemler sadece idari ihtilaf değil, ceza hukuku meselesi hâline gelebilir.

3. Tehdit ve Şantaj

“Siteleri kapattıracağız”, “Türkiye kampüslerini geçersiz göstereceğiz”, “yetkini bitireceğiz”, “öğrencileri senden alacağız”, “seni kamuoyu önünde yok edeceğiz” veya benzeri ifadelerle baskı kurulması, somut bağlama göre tehdit veya şantaj hükümleri bakımından değerlendirilebilir.

Türk Ceza Kanunu m.106 tehdit suçunu düzenler. Bir kişiye veya kurum temsilcisine haksız bir kötülük yapılacağı bildirilerek korku oluşturulması, karar verme özgürlüğünün baskı altına alınması veya işlem yapmaya zorlanması hâlinde tehdit suçu gündeme gelebilir.

Türk Ceza Kanunu m.107 şantaj suçunu düzenler. Bir kişinin, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından ya da yapmayacağından bahisle başkasını kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya zorlaması şantaj olarak değerlendirilebilir.

Bu bağlamda, Dekanlık makamını, yetkili temsilciyi veya üniversiteyi “site kapatma”, “yetkiyi yok etme”, “öğrencileri başka tarafa yönlendirme”, “sahte belgelerle geçersiz gösterme” veya “kamuoyu baskısıyla işlem yaptırma” yoluyla zorlamaya çalışan kişiler, bu eylemlerinin ciddi ceza sorumluluğu doğurabileceğini bilmelidir.

4. Hakaret, İftira ve Kişilik Haklarına Saldırı

Bir üniversite temsilcisine “sahte yetkili”, “geçersiz kişi”, “dolandırıcı”, “olmayan üniversite temsilcisi” veya benzeri suçlayıcı ve itibarsızlaştırıcı ifadeler yöneltilmesi, eğer somut gerçeğe dayanmıyorsa hakaret ve iftira hükümleri bakımından incelenebilir.

Türk Ceza Kanunu m.125 hakaret suçunu düzenler. Bir kişinin onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen somut fiil isnatları, sövme veya aşağılayıcı ifadeler ceza sorumluluğu doğurabilir.

Türk Ceza Kanunu m.267 iftira suçunu düzenler. Bir kişinin işlemediğini bildiği bir suçu işlemiş gibi yetkili makamlara ihbar edilmesi veya şikâyet konusu yapılması hâlinde iftira suçu gündeme gelebilir.

Dolayısıyla, üniversite temsilcisini veya kurumsal yapıyı gerçeğe aykırı şekilde sahtecilik, dolandırıcılık veya yetkisizlikle suçlayan kişiler; bu iddialarını belgeyle ispatlayamazlarsa, ciddi hukuki ve cezai sorumlulukla karşılaşabilir.

5. Haksız Rekabet ve Kurumsal İtibara Saldırı

Türkiye’de haksız rekabet hükümleri Türk Ticaret Kanunu m.54 ve devamında düzenlenmiştir. TTK m.54, dürüst ve bozulmamış rekabetin korunmasını amaçlar. TTK m.55 ise dürüstlük kuralına aykırı reklam, satış yöntemi, yanıltıcı açıklama ve hukuka aykırı davranışları haksız rekabet örnekleri arasında sayar.

Bir üniversitenin adını veya benzer adını kullanarak karışıklık yaratmak, mevcut temsil makamını geçersiz göstermek, öğrencileri yanıltıcı beyanlarla farklı bir yapıya yönlendirmek, “mevcut siteler kapanacak”, “eski kampüs geçersiz”, “artık yeni yetki bizde” gibi açıklamalar yapmak; somut delillerle birlikte haksız rekabet hükümleri kapsamında incelenebilir.

TTK m.56’ya göre haksız rekabet nedeniyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya ekonomik menfaatleri zarar gören veya zarar tehlikesiyle karşılaşan kişi veya kurum; fiilin haksızlığının tespitini, haksız rekabetin durdurulmasını, yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, maddi durumun ortadan kaldırılmasını, tazminat ve şartları varsa manevi tazminat talep edebilir.

TTK m.61 ise ihtiyati tedbir yolunu açar. Yani haksız rekabet teşebbüsü başlamışsa veya yakın tehlike oluşturuyorsa, mahkemeden fiilin önlenmesi, yanlış beyanların düzeltilmesi, içeriklerin kaldırılması, site ve dijital materyallerin durdurulması gibi acil tedbirler talep edilebilir.

Bu nedenle, üniversite adını ve temsil yetkisini hedef alan kişiler, yalnızca ceza soruşturmasıyla değil; aynı zamanda tazminat, ihtiyati tedbir, yayın durdurma, düzeltme ve dijital içerik kaldırma süreçleriyle de karşı karşıya kalabilir.

6. İnternet Sitelerini Haksız Şekilde Kapattırma Teşebbüsü

Mevcut resmî internet sitelerinin haksız, kötü niyetli veya yanıltıcı şikâyetlerle kapattırılmaya çalışılması; platformlara, alan adı sağlayıcılarına, barındırma firmalarına veya arama motorlarına gerçeğe aykırı bildirimler yapılması durumunda ayrıca hukuki sonuçlar doğurabilir.

Eğer bir kişi, gerçeğe aykırı bilgilerle üniversiteye ait resmî sitelerin kapatılmasını sağlamaya çalışırsa, bu eylem:

haksız rekabet,

kişilik hakkı ihlali,

kurumsal itibara saldırı,

zarar doğurucu haksız fiil,

yanıltıcı beyan,

dijital ortamda kötü niyetli bildirim,

ve somut olaya göre ceza hukuku kapsamındaki diğer başlıklar altında incelenebilir.

Alan adı, site, e-posta, öğrenci portalı, duyuru sayfası veya kurumsal iletişim adreslerinin haksız biçimde hedef alınması, üniversiteye, öğrencilere, adaylara ve mezunlara doğrudan zarar verebilir. Bu nedenle böyle bir teşebbüsün her aşaması delillendirilecek; gerekirse platformlar, domain firmaları, hosting şirketleri, arama motorları, savcılıklar ve mahkemeler nezdinde başvuru konusu yapılacaktır.

İsviçre Hukuku Bakımından Muhtemel Sonuçlar

İsviçre üzerinden veya İsviçre adı kullanılarak sözde bir üniversite yapılanması oluşturulmaya çalışılması, sahte yetki belgeleriyle temsil iddia edilmesi veya mevcut üniversite faaliyetlerinin geçersiz gösterilmesi ayrıca İsviçre hukuku bakımından da ciddi sonuçlar doğurabilir.

İsviçre hukukunda böyle bir durum özellikle şu başlıklarda değerlendirilebilir:

  1. Haksız rekabet.
  2. Yanıltıcı ticari veya kurumsal beyan.
  3. Başka bir kurumla karışıklık yaratma.
  4. Sahte belge düzenleme veya kullanma.
  5. Dolandırıcılık.
  6. Şantaj veya baskı.
  7. Karalama, iftira ve kişilik hakkı ihlali.
  8. Kurumsal itibarın zedelenmesi.
  9. Öğrencilerin veya üçüncü kişilerin yanıltılması.

1. İsviçre Haksız Rekabet Hukuku

İsviçre Federal Haksız Rekabet Kanunu, başkalarını veya onların faaliyetlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz biçimde incitici beyanlarla kötülemeyi; kendisi, işletmesi, unvanı, hizmetleri veya iş ilişkileri hakkında yanlış veya yanıltıcı bilgi vermeyi; başkalarıyla karışıklık yaratacak tedbirler almayı haksız rekabet kapsamında değerlendirir.

Bu çerçevede, bir üniversitenin adını veya benzer adını kullanarak yeni bir yapı varmış gibi göstermek, mevcut temsil makamını geçersiz göstermek, “asıl yetki bizde”, “Türkiye kampüsü geçersiz”, “mevcut siteler kapanacak”, “üniversite başka merkezde” gibi doğrulanmamış ve yanıltıcı beyanlar yaymak, İsviçre haksız rekabet hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.

İsviçre Federal Haksız Rekabet Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca zarar gören veya zarar görme tehlikesiyle karşılaşan taraf; hukuka aykırı fiilin yasaklanmasını, devam eden zararın giderilmesini, hukuka aykırılığın tespitini, düzeltme yayınını, tazminatı ve elde edilen menfaatlerin iadesini talep edebilir.

Aynı kanunun cezai hükümleri, kasten haksız rekabet fiili işleyen kişilerin şikâyet üzerine hapis veya para cezasıyla karşılaşabileceğini öngörür. İsviçre düzenlemesinde haksız rekabetin bazı kasıtlı halleri için para cezası 100.000 İsviçre frangına kadar çıkabilmektedir.

Bu nedenle, İsviçre adını veya İsviçre bağlantılı sahte belgeleri kullanarak üniversite üzerinde yetki iddia etmek, sanıldığı gibi basit bir “kurumsal açıklama” değildir. Bu, İsviçre’de de hukuki ve cezai başvuru konusu yapılabilecek ciddi bir iddia alanıdır.

2. İsviçre Ceza Kanunu Bakımından Sahte Belge

İsviçre Ceza Kanunu m.251, belgede sahtecilik başlığı altında önemli bir düzenleme içerir. Bir kişinin haksız menfaat elde etmek, başkasının haklarına zarar vermek veya bir kişiyi aldatmak amacıyla sahte belge düzenlemesi, gerçek belgeyi tahrif etmesi, sahte imza veya işaret kullanması, hukuki önemi olan bir olgunun gerçeğe aykırı biçimde belgelenmesine neden olması veya sahte/tahrif edilmiş belgeyi kullanması ciddi ceza sorumluluğu doğurabilir.

Bu hüküm kapsamında, sahte üniversite yetki belgesi, sahte temsil yazısı, sahte akademik belge, sahte kayıt veya sahte kurumsal evrak kullanımı İsviçre makamları nezdinde ağır bir konu olarak ele alınabilir.

İsviçre Ceza Kanunu m.251 kapsamında sahte belge kullanımı, beş yıla kadar hapis veya para cezası sonucunu doğurabilecek niteliktedir.

Bu nedenle, “uzaktan yetki aldık”, “İsviçre’den belge aldık”, “bu yetkiyle aynı üniversiteyi temsil ediyoruz” gibi beyanlarda bulunan kişilerin, bu belgelerin gerçekliğini, kaynağını, imza yetkisini ve resmî kayıtlarla uyumunu ispat edebilmesi gerekir. Aksi hâlde sahtecilik iddiası gündeme gelebilir.

3. İsviçre Ceza Kanunu Bakımından Dolandırıcılık

İsviçre Ceza Kanunu m.146 dolandırıcılık suçunu düzenler. Bir kişinin hileli davranışlarla başkasını aldatması, kendisi veya üçüncü kişi lehine haksız menfaat sağlaması ve mağdurun malvarlığında zarar doğurması hâlinde dolandırıcılık gündeme gelebilir.

Eğer herhangi bir kişi veya grup, üniversite adını, sahte temsil yetkisini, sahte kampüs iddiasını, sahte diploma veya kayıt vaadini kullanarak öğrencilerden, adaylardan veya üçüncü kişilerden para toplarsa; bu durum İsviçre hukukunda da dolandırıcılık başlığı altında incelenebilir.

İsviçre hukukunda dolandırıcılık ağır bir suçtur ve şartlarına göre hapis veya para cezasıyla sonuçlanabilir.

4. İsviçre Ceza Kanunu Bakımından Şantaj ve Baskı

İsviçre Ceza Kanunu m.156, şantaj ve baskı niteliğindeki eylemleri düzenler. Bir kişinin kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla başka bir kişiyi ciddi zarar tehdidiyle belirli davranışlara zorlaması hâlinde bu madde gündeme gelebilir.

“Siteleri kapattıracağız”, “yetkini bitireceğiz”, “Türkiye kampüslerini geçersiz göstereceğiz”, “öğrencileri senden alacağız”, “seni kamuoyu önünde itibarsızlaştıracağız” gibi ifadeler; eğer belirli bir kişiyi veya kurumu haksız bir sonuca zorlamak amacıyla kullanılıyorsa, İsviçre hukuku bakımından da ayrıca incelenebilecek nitelikte olabilir.

İsviçre Ceza Kanunu m.156 kapsamında şantaj/extortion için beş yıla kadar hapis veya para cezası; ticari kazanç amacı veya aynı kişiye karşı tekrarlanan fiiller gibi ağırlaştırıcı durumlarda daha yüksek cezalar gündeme gelebilir.

5. İsviçre Hukukunda Karalama, İftira ve Hakaret

İsviçre Ceza Kanunu m.173-177 arasında kişilerin şeref ve itibarını hedef alan fiiller düzenlenmektedir. Defamation, slander ve insult başlıkları altında değerlendirilen bu fiiller, bir kişinin veya kurum temsilcisinin gerçeğe aykırı şekilde suçlu, sahte yetkili, dolandırıcı veya itibarsız biri olarak gösterilmesi durumunda gündeme gelebilir.

Bu nedenle, Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in yetkisini, makamını veya temsil sıfatını gerçeğe aykırı biçimde hedef alan; üniversiteyi olmayan, geçersiz, sahte veya kapatılması gereken bir yapı gibi gösteren; öğrenciler ve adaylar nezdinde güven kaybı oluşturmayı amaçlayan açıklamalar, İsviçre hukuku bakımından da ayrıca değerlendirilebilir.

Karalama ve itibar saldırısı sadece sosyal medya sorunu değildir. Yazılı mesajlar, WhatsApp kayıtları, e-postalar, internet yayınları, site içerikleri, platform şikâyetleri, öğrencilere gönderilen duyurular ve üçüncü kişilere yapılan açıklamalar delil niteliği taşıyabilir.

Teşebbüs Edenler Ne ile Karşılaşabilir?

Böyle bir sözde yapılanmaya teşebbüs eden kişi veya gruplar, yalnızca “bir açıklama yaptık” diyerek sorumluluktan kurtulamaz. Somut deliller oluştuğu anda şu sonuçlarla karşılaşmaları mümkündür:

  1. Türkiye’de Cumhuriyet savcılığına suç duyurusu.
  2. İsviçre’de ilgili kanton savcılığına veya yetkili makamlara şikâyet.
  3. Haksız rekabet davası.
  4. İhtiyati tedbir davası.
  5. Yanıltıcı beyanların düzeltilmesi talebi.
  6. İnternet içeriklerinin kaldırılması talebi.
  7. Alan adı ve hosting sağlayıcılarına resmî bildirim.
  8. Google, sosyal medya platformları, domain firmaları ve ödeme altyapılarına hukuki başvuru.
  9. Maddi ve manevi tazminat davası.
  10. Sahte belge varsa belge sahteciliği soruşturması.
  11. Para toplama veya öğrenci yönlendirme varsa dolandırıcılık soruşturması.
  12. Tehdit veya şantaj varsa ceza soruşturması.
  13. Kurumsal itibar ve kişilik hakları bakımından ayrı hukuk davaları.
  14. Öğrencilerin yanıltılması hâlinde tüketici, eğitim ve idari makamlar nezdinde şikâyet.
  15. Üniversite adı, unvanı, logo, site, e-posta ve dijital varlıkların korunması için ulusal ve uluslararası başvurular.

Bu süreçlerin hiçbirinde “biz sadece bilgi verdik” savunması tek başına yeterli olmayabilir. Çünkü hukuk, yalnızca söze değil; sözün bağlamına, amacına, sonucuna, yarattığı zarara, kullanılan belgeye, yönlendirilen kişilere, alınan paraya, dijital izlere ve kurumsal zarara bakar.

Dijital Deliller Saklanacaktır

Bu tür girişimlerde bulunan kişiler bilmelidir ki dijital ortamda yapılan her hareket iz bırakır.

WhatsApp mesajları, e-postalar, sosyal medya paylaşımları, sahte site kayıtları, alan adı tescilleri, hosting hesapları, IP kayıtları, ödeme bağlantıları, öğrencilere gönderilen formlar, PDF belgeleri, sahte yetki yazıları, ekran görüntüleri, ses kayıtları, reklam metinleri, arama motoru şikâyetleri ve platform başvuruları delil niteliği taşıyabilir.

Bu deliller noter tespiti, uzman raporu, savcılık başvurusu, bilirkişi incelemesi, platform kayıtları ve mahkeme talepleriyle hukuki dosyaya dönüştürülebilir.

Bu nedenle, üniversitenin adını, temsil yetkisini veya resmî sitelerini hedef alan hiçbir kişi “iz bırakmadan hareket edebileceğini” düşünmemelidir.

Kamuoyuna Açık ve Son Uyarı

St Clements University’nin Türkiye bağlantılı kurumsal ve akademik süreçlerinde resmî yetki belgesi mevcuttur. Bu yetki belgesi, Türkiye’de kamu kurumlarıyla iletişim, öğrenci ve mezun doğrulama, diploma ve transkript teyidi, kayıt geçmişi inceleme, açıklama yapma ve üniversitenin kurumsal menfaatlerini koruma konularında Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in temsil fonksiyonunu açıkça göstermektedir.

Bu açık yetki düzenine rağmen, herhangi bir kişi veya grubun:

“Türkiye kampüsleri geçersizdir”,

“mevcut temsilci yetkisizdir”,

“üniversitenin siteleri kapattırılacaktır”,

“aynı üniversite adıyla başka yapı kurulmuştur”,

“öğrenciler artık başka kanala yönlendirilecektir”,

“İsviçre’den yeni yetki alınmıştır”,

“mevcut üniversite yoktur”,

“mevcut belgeler geçersizdir”

şeklindeki iddialarla hareket etmesi; eğer gerçek, resmî, doğrulanabilir ve yetkili makamlarca teyitli belgelere dayanmıyorsa, ağır hukuki sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.

Bu tür girişimlerin başlamadan durdurulması en doğru yoldur. Çünkü başladıktan sonra her mesaj, her belge, her site, her ödeme, her yönlendirme, her ekran görüntüsü ve her açıklama delile dönüşebilir.

Üniversite, öğrencilerini, mezunlarını, akademik itibarını, diploma güvenilirliğini, resmî temsil düzenini ve kurumsal varlığını korumak için Türkiye’de, İsviçre’de ve gerekli görülen diğer ülkelerde tüm hukuki yollara başvurma hakkını saklı tutmaktadır.

Sonuç

Sahte yetkiyle üniversite temsil edilemez.

Sözde yapılanmayla akademik kurum kurulamaz.

Yanıltıcı belgeyle öğrenci yönlendirilemez.

Mevcut resmî temsil yetkisi karalama yoluyla ortadan kaldırılamaz.

Resmî siteler haksız şikâyetlerle hedef alınamaz.

Üniversite adı, kişisel çıkar veya rakip yapı kurma amacıyla kullanılamaz.

Türkiye’de ve İsviçre’de bu tür eylemler; sahtecilik, dolandırıcılık, haksız rekabet, tehdit, şantaj, karalama, kişilik hakkı ihlali, kurumsal itibar saldırısı ve tazminat sorumluluğu dâhil olmak üzere çok yönlü hukuki sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle, üniversite adını, yetki belgesini, Türkiye kampüslerini, resmî siteleri veya Dekanlık makamını hedef alan kişi ve gruplar, henüz teşebbüs aşamasında iken bu girişimlerden vazgeçmelidir.

Aksi hâlde her fiil kayıt altına alınacak, her dijital iz korunacak, her sahte belge incelenecek ve her yanıltıcı beyan ulusal ve uluslararası hukuk yollarına taşınacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Новые документы и цифровые материалы привлекают внимание юридических экспертов и представителей СМИ

การตรวจสอบข้อมูลออนไลน์ที่เกี่ยวข้องกับศาสตราจารย์ ดร. บิลาล เซมิห์ โบซเดเมียร์ กำลังได้รับความสนใจจากสื่อและผู้เชี่ยวชาญด้านกฎหมาย

围绕比拉尔·塞米赫·博兹德米尔教授的争议性网络内容引发法律与媒体关注